Sayfalar

arkadaş toplantıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaş toplantıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2011 Pazar

MASAL BEBEK 1 YAŞINDA

Dün akşamki programımız  Elif'ciğimin bebişi Masal'ın 1.doğum günüydü.
İyi ki doğdun Masal....

Masal-Elif-Serkan Yüksel ailesi...

Müge Teyzesinden Masal kuşuna minik bir hediye..



Banyoda sonuçlanan pasta yeme macerası.. Doğum günü pastası da ancak bu kadar güzel yenebilirdi.
 Aferin sana Masal... :)

Geçen sene bu zamanlar.. Elif ve Masal..

3 Ocak 2011 Pazartesi

BİR DOSTU OLMALI İNSANIN..

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...


'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...

Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.

Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...

En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..

Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...

'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli...

Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

'Bunu da aşacağız!

İmza: Bir dost!...'

Can Dündar

Fatma, Filiz, Müge, Feyza, Elif
 (saate bakmaksızın kapılarını çalabileceğim dostlarım)
Aslında güne de eşofmanla gidilmez ama çok hastaydım..:(
Toplanma nedeni: Filiz Hocamın günü
Zaman: Aralık ayı (malesef yeni yayınlayabiliyorum)
Aslında günümüz daha kalabalık.. Ama maalesef akşam yapmamız gerekti.. O nedenle bazı arkadaşlarımız gelemediler...

İkramlar..
Kıymalı pizza
Antep usulü sarma ve kuru dolma
Faik Hocamın(Filiz Hocamın eşi) prefiterolü
Makarna salatası

Elazığ usulü içli köfte

Bu şekerlerde miniklerimiz... Küçük Yaren'imiz eksik..
Oynamadan olur mu? Olmaaaaz.. Demet ve Nesibe arkadaşlarımız sayesinde ortamımız şenlendi...
Ocak ayının günü bendeyiz...

4 Aralık 2010 Cumartesi

KEŞKEK ve ARKADAŞ TOPLANTILARI

Karataş Beşlisi (Filiz, Müge, Feyza, Fatma, Elif, Masal-grubumuzun en küçük üyesi)
Karataş Gaziantep'te bir semt adı. Okulumuzda görev yapan Karataş'ta oturan öğretmenler arasında sıkı bir bağ var. Umarım bu dostluğumuz ebedi olur..
Gelelim toplanma nedenimize... 25 Kasım'da Feyza'nın oğlu Tolga'nın doğum günü nedeniyle bir araya geldik. Bu seferki bir araya geliş nedenimiz buydu. Bir araya gelmek için neden üretmekte üstümüze yok. Böyle olunca buluşmalarımız daha anlamlı oluyor. Aslında geçen hafta yayınlayacaktım ama kısmet olmadı.
Yaren(Fatma'nın), Tolga(Feyza'nın), Sıla(Filiz'in), Yaren Ela(Feyza'nın)
İyi ki doğdun Tolgacım...
Poğaça, turşu ve içli köfte ev sahibemiz Feyza'nın, buzluk böreği Fatma'nın, sarmalar da Filiz Hocam'ın marifetleri... Elifçiğimin kendi elleri ile yaptığı şekerparelerin fotoğrafını maalesef çekmeyi unutmuşum...

Gelelim benim marifetime....

Keşkek
Yapılışı: Yarım kilo kuşbaşı et (dana veya kuzu farketmez) ile 2su bardağı yarmayı birlikte yarısına kadar su doldurduğumuz düdüklü tencerede haşlıyoruz. Eti alta koyarsanız yarmanın dibe tutmasını engellemiş olursunuz. Bazı bölgelerde "yarma"ya "dövme" de diyorlar. Yani kastettiğim "aşurelik buğday".. Bu arada yarmanın kolay haşlanması için en az 2-3 saat öncesinden ıslatılması iyi olur. Aslında keşkek çok uğraştırıcı bir yemek. Ben hatırlıyorum çocukluğumda annem, annanem ve teyzelerim bunu odun ateşinde ve kazanlarda yaparlardı. Sürekli kuvvetlice karıştırırlardı. Bu işleme dövme adı verilirdi. Böylece buğday özleşirdi. Ama tabiki günümüzde o şekilde yapmak mümkün olmadığı için yardımıza düdüklü tencereler koşuyor. Et ile yarma haşlandıktan sonra blendrın ucu ile eziyoruz. Suyu az ise su ekliyoruz. Tuz, karabiber ve bir miktar tereyağını da ilave ettikten sonra bir taşım kaynatıyoruz. Keşkeğin lezzetini tereyağı veriyor. Bu nedenle sağlık sarunu yoksa tereyağı konusunda cömert olabiliriz. Servis ederken üzerini yağda kızdırdığımız toz kırmızı biber döküyoruz.Afiyet olsun..