Sayfalar

ev hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2012 Cuma

BANA BİR ÜTÜ ÖNERİR MİSİNİZ?

          Maalesef böyle bir kocam yok. Sağolsun kendisi birçok ev işinde yardımcı olur ama iş ütü yapmaya gelince semtine uğramaz. 3 yıllık evliliğimizde eşimin elinde ütüyü sadece geçen akşam gördüm, o da Çağan'ın kıyafetlerini ütülüyordu. Söz konusu oğluş olunca zevkle yapmış güya.Tabi böyle bir kocayı her kadın ister. Ama ben kocamdan razıyım, Allah da ondan razı olsun, varsın ütü yapmasın.
          Eskiden ütü yapmayı severdim. Ama evlenince eşime pantalon ve gömlek ütüsü yapmaktan bir hal oldum. Eşim memur olduğu için genelde masa başında çalışıyor.Bu nedenle de gömleklerin manşetleri çok kirleniyor, oturarak çalıştığı için de pantalonların diz arkaları kırış kırış oluyor. Tabi 9 yıl oldu alalı. İçinde su bırakmama rağmen artık kireçlendi mi nedir eskisi gibi güzel ütü yapmıyor. Eşim içini açıp temizledi yine olmadı. Gömlekleri ütülüyorum, ütü masasında gayet güzel ütülenmiş, dümdüz şeklide oluyor, askıya asıp dolaba kaldırıyorum. Giyileceği zaman dolaptan çıkartıyorum sanki ütülenmemiş gibi. Kaç defa pencereden aşağı ütüyü fırlatasım geldi.
          Şimdi sizlerden memnun olduğunuz ütü tavsiyeleri almak istiyorum. Özellikle buhar jenaratörlü (kazanlı) olanlarından. Şimdiden tavsiyeleriniz için teşekkürler... Sevgiler....... 
          

27 Mayıs 2012 Pazar

EVİMİZİN NEŞESİ PAŞA


Tanıştırayım, bu cicikuşun adı Paşa. 1 yıl önce almıştık onu. Şimdi evimizin neşesi oldu. İlk aldığımızda çok küçüktü. Önce kafesinden yem tabağını çıkarttık, yani biraz aç bıraktık hayvancağızı. 1-2 saat arayla elimize yem alarak besledik ki elimize alışsın. Her gün odanın içinde serbest bırakıyoruz. Şimdi ise elimizden, kolumuzdan, omzumuzdan, kafamızdan aşağı inmiyor. Bazen ıssırıyor, üstümüzü pisliyor. Haftada bir kafesini temizliyoruz. Genelde oturma odasında oluyor. o nedenle oturma odasını hemen hemen her gün süpürmem gerekiyor. Gülü seven dikeknine katlanır diyoruz. Ama bir hayvanla ilgilenmek insan için bir terapi gerçekten. Çok değişik ıslıklar çalıyor, öpücük veriyor. "Paşa","cicikuş","babişko", "annecim", "babacım", "Mügecim", "gel gel", "çok şükür", "çok yaşa", "minik kuşum", "cankuş", "fıstık", "Hatice", "şişt", "aşkım" kelimelerini söylüyor. Bazen öyle oluyor ki "sussa da kafamızı dinlesek" diyoruz.

Bu da Maviş.. Safinaz ile Erdal Hocaların kuşu. Bizim Paşa ile tüyleri aynı, kafeslerinin rengi de aynı. 2 ay önce almışlar. Daha çok küçük. Kendilerinin bir hafta önce çok tatlı bir oğluşları oldu. Dün akşam bebişi görmeye gittik. Allah bağışlasın çok tatlı, sağlıklı bir bebek. Adını da Mete koymuşlar. Neyse baktık Maviş'i salona koymuşlar, hayvancağız suskun puskun duruyor. Doğru düzgün ötmüyor bile. Bebekle ilgilenmekten kuşu unutmuşlar. Yani pabucu dama atılmış anlayacağınız. Ele gelmiyor, yabani, hareketsiz. Biraz da küsmüş bence. Çünkü muhabbet kuşları yalnız kaldıklarında, ilgilenilmediğinde küserler. Çok üzüldüm hayvancağızın haline. Biz dedik "Bunu götürelim, biraz alıştıralım, 2-3 kelime öğretelim, sizin bebeğin 40'ı çıkana kadar bizde kalsın". Çok sevindi Erdal Hoca "Ne iyi olur" dedi. Biz de aldık eve getirdik. Arabada bile biraz konuştum kuşla, hemen ötüşmeye başladı. Bütün canlılar ilgi istiyor işte.Şimdi bizi bir kaygı aldı mı? "Ya bizim Paşa bunu görünce kıskanır mı, bize küser mi diye?" Şimdilik ikisini farklı odalara koyduk. Paşa öttükçe, Maviş de onun sesini duyuyor, o da karşılık veriyor. Ev cıvıl cıvıl kuş sesleriyle doldu.
Ben de sizlere cıvıl cıvıl bir pazar günü diliyorum.... Sevgiler....