Sayfalar

30 Kasım 2010 Salı

RENGARENK DÜNYAM'DAN HEDİYELER..


Rengaren Dünyam Aralık ayında bunları veriyor. Yapmanız gereken http://kraliceleoparus.blogspot.com blogunu izlemeye almanız, katıldığınızı yorumlarda belirtmeniz ve blogunuzda etkinlikten bahsetmeniz. Hediyeler çok güzel. Özellikle makyaj setine bayıldım. Umarım şanslı kişi ben olurum. Katılanlara bol şans diliyorum...Son gün 27 Aralık..

29 Kasım 2010 Pazartesi

İZMİR'İM DOYAMADIM SANA

Geçen haftadır yayınlamak istiyorum bir türlü fırsat bulamıyordum. Kurban Bayramı'nda Denizli'ye giderken uçak biletlerini Hatay-İzmir arası aldık. Eşimin bana sürpriziydi İzmir. Çünkü uzun zamandır gidemedim deyip duruyordum.

 Neyse İzmir'e indik. Denizli otobüsüne de 4 saatimiz vardı. O nedenle çok hızlı hareket etmemiz gerekiyordu. Hava alanındaki ilk otobüse atladık. O da bizi Alsancak'a götürdü. Eee hemen Kordon'a çıktık tabi ki...
Ben görmeyeli hiç değişmemiş Kordon. Onu bıraktığım gibi bulmak, üniversite anılarımı canlandırdı. Bol bol deniz havasını çektim içime. Kıyıda oturup Karşıyaka'yı izledim. Aslında vaktimiz olsa vapurlakarşıya geçmek isterdim. Ama maalesef olmadı. Aslında yapmak istediğim birçok şeyi yapamadım ama yine çok özlediğim için mi bilmem Kordon avuttu beni.
Öğrenciyken Pasaport iskele binası bana İzmir içinde Japon esintisi uyandırırdı.
Kordonda eşimle günbatımını izlemek harikaydı.

Cumhuriyet Anıtı..

Dönüş biletimiz de İzmir-Hatay'dı. Yeşildere yolu üzerinde kayalar üzerine Atatürk heykeli yaptıklarını duymuştum, resimlerini görmüştüm. Hava alanına giderken gördüm, gerçekten şahane olmuş.

İzmir'e gelip de gevrek yemesem olmazdı. Hava alanında uçağı beklerken gevrek-çay keyfi yaptım.
İzmir'ime doyamadım, kısmet başka zamanlara inşallah..

28 Kasım 2010 Pazar

ELMALI TURTA

Turta yapmayı çok isterdim ama bir türlü yapmaya çekinirdim. Tutturamam sanırdım. Ama yanılmışım.
Yapılışı: Oda sıcaklığındaki 1 paket margarini, 1 yumurtayı, 4 yemek kaşığı şekeri, 1 paket kabartma tozunu, yoğurma kabına alıyoruz. Üzerine aldığı kadar un ekleyip yoğuruyoruz. Kurabiye hamuru gibi olacak kıvamı. Hamurun 3/4 'ünü fırın tepsisine kenarları yüksek bir şekilde yerleştiriyoruz ve 15 dk 180 derecede pişiriyoruz. Geri kalan hamuru folyo ile sarıp buzluğa koyuyoruz. 4 tane elmayı rendeliyoruz. 3 yemek kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı tarçın ile birlikte 5 dk pişiriyoruz. Daha sonra içine bir miktar dövülmüş ceviz veya fındık atıyoruz. Tepsiyi fırından alıyoruz. Alt hamurunun biraz sertleşmesi gerekiyor. Alt hamurunun üzerine elmalı karışımı yayıyoruz. Buzluğa koyduğumuz hamuru rendeleyip elmalı karışımın üzerine de serpebilirsiniz. Ya da benim yaptığım gibi merdane ile açıp bıçakla kestiğiniz parçaları kafes şeklinde yerleştirebilirsiniz. 180 derece fırında 45 dk pişiriyoruz. Servis ederken pudra şekerini üzerine serpiyoruz ama ben unutmuşum. Afiyet olsun...

27 Kasım 2010 Cumartesi

ÜZÜMLÜ PARFE

Tarifi http://www.deryabaykal.com/ sitesinden aldım.
Yapılışı: 225 gr. yumuşatılmış labneyi, 1 buçuk su bardağı sütü, 1 paket vanilyalı pudingi, 1 buçuk su bardağı çırpılmış krem şantiyi hep birlikte mikserle çırpıyoruz. Üzüm tanelerini ve küçük parçalara kırdığımız kedidili bisküvileri  içine atıyoruz ve karıştırıyoruz. Normal petibör bisküvi de olabilir.Üzüm yerine muz, vişne, böğürtlen, ahududu, çilek, şeftali, kayısı, portakal, nar daolabilir. Bardaklara doldurup servis ediyoruz. Afiyet olsun..

HAVUÇLU KEK

Yapılışı: 1 su bardağı toz şeker ile 2 tane yumurtayı çırpma kabında çırpıyoruz. Daha yarım su bardağı sıvı yağ, 1 su bardağı sütü ekleyip çırpıyoruz. 2 su bardağı un ve kabartma tozunu ekleyip tekrar çırpıyoruz. En son rendelediğimiz 2 havucu, tarçını, dövülmüş ceviz içini ekleyip karıştırıyoruz. (Ben cevizim var sanıyordum; ama dolaba bir baktım ki kavanoz boş. Evdeki faremizden şüpheleniyorum.:) O nedenle koyamadım maalesef.) Yağladığımız kek kalıbının içine döküyoruz. 180 derece fırında 45 -50 dk pişiriyoruz. Afiyet olsun...

26 Kasım 2010 Cuma

MİMLENDİM...

Sevgili Begonvilli Ev beni mimlemiş. Blog sayfalarını gezerken görüyordum ve hep merak ediyordum "mimlenmeyi" ve "mimlemeyi." Hemen blog dünyasında ne demek olduğunu araştırdım. Meğer çok zevkli bir oyunmuş, onu farkettim. Bana bu zevki yaşattığı için Begonvilli Ev'e teşekkür ediyorum.

Mimin içeriği çok güzel.
"Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ( ya da hediye gelmiş de olabilir) anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu! 55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blog sayfanıza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin."


Kitaplığımın karşısına geçtim. Gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım ve işaret parmağımı uzatarak rastgele bir kitap seçtim.
İşte sonuç... Montaigne-Denemeler..Kitabı aldım kokladım. Orta okul yıllarında oldığım, ara ara bir iki sayfa okuduğum bir kitabımdır. Hemen hızlıca sayfalarını çevirdim. Çünkü uzun zamandır elime almıyordum, belki içinde bir not sıkıştımışımdır ve içinde işaretlediğim yerler vardır diye. Bu kitap hemen hemen herkesin kitaplığında olan olmazsa olmaz kitaplardan biridir sanırım. 55. sayfayı açtım. Montaigne'nin "dostluk" üzerine yazdığı bir denemenin son sayfasıydı.Hemne o sayfadan işaretlediğim bir paragrafı aktarıyorum sizlere.

"Madem ki zamansız bir ölüm seni, ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü, yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük."

Kaç kişi bu cümleleri söyleyebilecek dostluklar yakalayabiliyor hayatta. Dostluk sürekli yan yana olmak çok uzun zamanlar geçirmek değildir sadece. Aradan uzun zaman geçse de bir telefon konuşmasında sanki en son dün konuşmuşsun gibi hissetmektir. Aklımızdan çıkmaz onlar hiç. Anılarda yaşarız onları.. Dertleri bizim derdimiz, sevinçleri bizim sevincimizdir. Böyle dostlukları korumak gerekir. Çünkü günümüzde korunmaya ihtiyaç duyulan insanın özlük hazineleridir onlar.

Dostlarım, aklımdasınız.. Sizi seviyorum.. İyi ki varsınız... Dostlarının kıymetini bilenlere....

Begonvilli Ev'e bana dostlarımı hatırlattığı için teşekkür ederim.. Şimdi mimin geri kalan kısmını yapıyorum ve severek izlediğim üç blog sahibi arkadaşıma bu mimi gönderiyorum. Umarım cevaplarlar...

http://zarifce.blogspot.com/
http://nerodaninciler.blogspot.com/ (inci çiçeği)
http://birdutmasali.blogspot.com/

Sevgilerle...