Sayfalar

14 Mayıs 2011 Cumartesi

URFA GEZİMİZ-1 (HARRAN)

Bizim Karataş tayfası ile uzun zamandır planladığımız hava muhalefeti nedeniyle bir türlü gidemediğimiz Urfa gezimiz... Nihayet gidebildik Urfa'ya.. Anneler gününden bir gün önce sabah Antep'te hava güzeldi. Bir haftadır dua ediyorduk hava güzel olsun diye... Nihayet dualarımız kabul oldu ve yola çıktık. Urfa'da da hava çok güzeldi ama o gün boyunca Antep'te sanki gök delinmiş gibi yağmur yağmış.. Enteresan... İşte Allahım nasip edecek ya... Misafirlerimizle birlikte tam 15 kişiydik, 3 de ufaklıklar.. Tam bir servislik yani..
Biraz uykulu gözlerle saat 7'de yola çıktık. İlk durak Filiz-Faik Öztürk çiftinin uzun yıllar çalıştıkları Harran'dı. Orada Kahvaltı yapacaktık. Ama bizim hamarat hanımlar (bunların içinde ben yokum- o hafta çok yoğundum birşey hazırlayamamıştım, hazır aldım) sabah açlığını bastırsın diye poğaçalar, kurabiyeler, kekler hazırladılar. Kahvaltı öncesi bir ön atıştırma yapıldı arabanın içide. Antep-Harran 2 buçuk saat sürdü. Karataş Turizim'in (Eşim her ne kadar kendi adliye servisini ayarladığı için "Adliye Turizm" dese de, bu kadar öğretmenin içinde olacak şey mi canım? :D ) sayın yolcuları Haaran'a hoşgeldiniz...
Kahvaltı soframız
Karataş'ın en güzel kadınları :D
(Ayaktakiler soldan- Elif Yüksel, ben deniz Müge Polat
Oturanlar Filiz Öztürk, FAtma Somun, Özlem Gül, Feyza Göçgün)
Beyler (soldan- Taner Polat, Faik Öztürk, Serkan Yüksel, Aydın Gül)
..ve Serdar Göçgün
Misafirlerimiz..( Elifciğimin annesi Gülay teyze, annem-kayınvalidem Arife Polat)
Miniklerimiz Sıla, Masal, Tolga
Kayınvalidem değil annem
Kahvaltı bitti. Şimdi gezme zamanı... Harran'da ilk uğrağımız Harran kültürevi..
                                          Kültür evinin bahçesinden...
Bu toprak evlerin özelliği içinin yazın serin, kışın da sıcak olmasıymış. Kubbelerin amacı da içerideki hava akımını sağlamakmış.
Dibek taşı...
Kültür evinin içinden...
Urfa kadınlarının yöresel kıyafetleri..
Urfalıyam Ezelden...
Denizli'de bunlara "üzerlik" derler...
Bu kubbeli evler hala kullanılıyor. Fakat daha çok ambar, ahır olarak kullanılıyormuş.
 Harran'a genel bakış...
Dedikleri kadar varmış Harran Ovası.. Uçsuz bucaksız bir ova. Hiç yükselti yok.
Harran Anadolu'da ilk medeniyetin kurulduğu yermiş. İlk cami, ilk medrese burada yapılmış.
İlk cami..
Harran Kalesi
Ok atma yerleri..


13 Mayıs 2011 Cuma

OLASILIKSIZ..

Tavsiye ediyorum. Başlarda biraz sıkıcı gelebilir ama sonraları baya akıcı... Kitabın başında bir mide bulantısı bile öyle bir anlatılmış ki gerçekten mideniz bulanabilir. Yazar sizi olayın içine çekmeyi çok iyi başarıyor, kendinizi hikayenin bir kahramanı sanıyorsunuz.
Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız "Olasılıksız" tam size göre bir kitap...

2 Nisan 2011 Cumartesi

HANGİ KARINI SEÇECEKSİN?

Geçen hafta sonu eşimle birlikte tiyatroya gittik. Devlet Tiyatroları kapsamında Konya Devlet Tiyatrolarının oynadığı bir oyundu "Hangi Karını Seçeceksin?". Komik, eğlenceli bir konusu var. Oyuncular çok iyiydi. Bu hafta Kahramanmaraş'talar. Kahramanmaraş'takilere duyurulur. Ama ilinize geldiğinde kaçırmayın derim.

UÇURTMA AVCISI MUTLAKA OKUNMALI

"Yalnızca bir günah vardır, o da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarının elinden bir babayı çalmış olursun. Yalan söylediğinde birisinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığında, birini aldattığıda doğruluğu, haklılığı çalarsın. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur. Kendisine ait olmayan bir şeyi çalan ( ister bir can ,ister bir dilim ekmek) aşağılıktır."
                                                                                                                          Uçurtma Avcısı

Yapılan hataların mutlaka bir şekilde telafisi olduğunu anlatan çok güzel bir kitap, mutlaka okunmalı.

28 Şubat 2011 Pazartesi

PULSUZ DİLEKÇE (Çocuğunuzdan Mektup)

Sevgili Anneciğim, Babacığım,


Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim. Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni anlamaya ve tanımaya çalışın.

Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?.

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak biribirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

Beni, yeteneklerimin üzerinde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Beni başkaları ile karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın. Yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı kaybetmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz, size olan sevgimi azaltmaz; tersine beni size daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çalışmayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladaığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim. Yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

Benden "Örnek Çocuk" olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

Sevgiler... Çocuğunuz

ASMA YAPRAKLI BULGUR PİLAVI

Bizde ööle herşey atılmaz. Gerekli şeyler saklanır, gerektiği durumda ortaya çıkar, kullanılır,değerlendirilir. Asma yapraklarını sarma yapmak için haşlamıştım. Çok azı kalmıştı. Tekrar iç hazırlamaya değmezdi yani. Ben de saklama kabına koydum 1-2 gün içinde bulgur pilavına koyarım diye. Bu fikri aklıma annem sokmuştu. "Asma yapraklarını bulgur pilavının içine doğra çok güzel oluyor." demişti bir seferinde. Ben de yaptım, gerçekten çok güzel oluyormuş, tavsiye ederim.
Malzemeler:
  • 1 adet orta büyüklükte kuru soğan
  • 15-20 adet asma yaprağı
  • 1 fincan arpa şehriye
  • 1 su bardağı pilavlık bulgur
  • zeytinyağı, tuz
Yapılışı:
  • Bir tencerede suyu kaynatıp asma yapraklarını haşlıyoruz. Salamura ise 2-3 dakika, taze ise yumuşayana kadar haşlayıp süzgüde suyunu süzüyoruz. Sarma yapar gibi. Suyu süzülen asma yapraklarını küçük küçük doğruyoruz.
  • Tencereye zeytin yağını koyup, ince doğradığımız soğanları kavuruyoruz.
  • Doğradığımız asma yapraklarını da tencereye atıp şöyle bir çeviriyoruz.
  • Bulguru yıkayıp suyunu süzüyoruz. Tencereye koyuyoruz.
  • 2 su bardağına yakın suyu, tuzunukoyup tencerenin ağzını kapatıyoruz.
  • Suyunu çekince pişmiş demektir. Bazen bulgurun cinsine göre değişebiliyor. Pişmediğini düşünüyorsanız çok az sıcak su ekleyebiliriz. Afiyet olsun...