Sayfalar

23 Ocak 2011 Pazar

HEM SEVİNÇ HEM ÜZÜNTÜ...GARİP DUYGULAR

Öğretmenlik ... Öğretmenlik o kadar güzel bir meslek ki.. Göreve başladığım ilk günlerden bu yana hiç pişman olmadım. Tamam, çok zorlandığım, bazen de öyle zamanlar oldu ki bezdiğim oldu.  Ama her defasında kendimi toparlayacak bir güzellik buldum. Çoğu meslek grubunda çalışan kişiler biz öğretmenlere gıcık kaparlar. İşte neymiş tatili çokmuş, yarım günmüş.. falan filan.. Ama bunu derken hiç kimse düşünmez ki bir öğretmen aslında bir insan için çok şeydir. Bir annedir, bir babadır, bir hemşiredir, bir yol göstericidir, ışık tutan, yeni ufuklar açandır. Bir analisttir, istatistikçidir, problem çözücüdür, psikologtur. Bunların dışında şefkattir, umuttur, güvendir. Daha aslında çok şeydir.
Bizim dışımızda çok az meslek grubu evine bizimki kadar iş götürür. Bizim için öğretmenlik sadece okulda kalmaz. Çünkü öğrencilerin sorunları evde illaki kafamızı kurcalar, aklımız takılır. Ahmet bugün çok durgundu acaba neden? Ayşe bahçede düşmüştü, ayağı kırılmıştı, acaba şimdi nasıl? Duygu kaç gündür okula gelimiyor, acaba nesi var? Veli görüşmeleri yaparız. Okul dışında sosyal hayatta onlara birşeyler kazandırmaya çalışırız. Öğrencilerin çoğu kıpır kıpırdır, yerinde durmazlar. Veliler çoğu zaman "Hocam, biz evde biriyle baş edemiyoruz, siz burda hepsiyle nasıl baş ediyorsunuz? Allah size kolaylık versin" derler.  Hepsiyle disiplin ve sevgi ortamı içinde bir şekilde baş ediyoruz. Geceleri yastığa başını koyduğun zaman gözünün önüne tek tek öğrencilerinin yüzleri gelir. Hepsi saf, temiz, art niyetsiz, seni koşulsuz severler. İşte bunu düşündüğün zaman içine bir huzur dolar, öğrencilerinle, yaptığın meslekle ve kendinle gurur duyarsın. Bütün gün seni ne kadar yormuşlarsa ve üzmüşlerse hepsini unutursun.
Bunlar mesleğin eve taşınan manevi yönleri. Bir de evrak işleri vardır ki, yap yap bitmez. Bir gün sonrasının veya o haftanın dersleri hakkında evde hazırlık yaparız. Levhalar, materyaller, ödevler hazırlarız. Sınav sorusu hazırlanır ve tabi ki bunun bir de okunması olur. Öğrencilerin yaptıkları ödevlerin değerlendirmeleri illaki eve kalır. Ünite ve temalar biter, bunlarla ilgili kazanım tablolorı doldurulur. Bunlar tek tek dosyaya konulur. Öğrencilerle ilgili gözlemler not edilir. Öğrencinin okuduğu kitaplar, aldığı notlar "e-okul" sistemine girilir. Ve o "e-okul" dönem sonlarında insanı verem eder. Kimse bunları bilmez ve düşünmez. 
Aslında öğretmenlik zordur, hem de çok zordur. Hele bir de buna velilerin ilgisizliği ve bilinçsizliği de eklenirse bizim işimiz daha da zorlaşır. Hele benim gibi varoşta çalışan öğretmenlerin işi gerçekten çok zordur. Gaziantep genelinde eğitim seviyesi çok düşük. Doğudan çok göç alan bir şehir. Ve eğitim her zaman geri planda kalmış. Okulumuzun bulunduğu semtte velilerin çoğu okuma yazma bilmiyorlar, geçim sıkıntısı çekiyorlar. Her evde en az 5 çocuk var ve bu sayı bazı evlerde 10' a çıkıyor. Bu tür olumsuz koşullar öğretmenliği daha da zorlaştırıyor. Sen elinden gelenin en iyisini yapıyorsun, çabalıyorsun, kendini parçalıyorsun ama sınıf seviyelerinin düşüklüğü, ailelerin ilgisizliği ve bilinçsizliği yaptığın bir çok şeyi boşa çıkarıyor. Velilerden maddi anlamda demiyorum manevi anlamda bile destek göremiyorsun. Sınıflarda illaki 3-5 öğrenci çok iyi oluyor. Ama o sayı sana mesleki doyum yaşatmıyor.
İşte bu nedenlerden dolayı tayin istedim. Çıkmaz diye umut ediyordum. Ama büyük bir sürpriz oldu benim için. Şimdiki okulumdan daha iyi bir semtte, daha iyi bir okula tayinim çıktı. Bu açıdan çok sevinçliyim. Ama gel gör ki madalyonun öbür yüzü de var. İçimde bir burukluk var. Okulumuzda arkadaş ortamımız çok iyidi. Okul dışında da görüşüyorduk. Güzel bir uyum, birlik beraberlik, dostluk yakalamıştık. Arkadaş ortamımızdan ayrılacağım için çok üzgünüm. Ama aramızdaki bağın hiç kopmayacağını hissediyorum.
Bu olayın bir boyutu. Bir de öbür boyutu var. Öğrencilere ve velilere açıklaması var.. Bu kısım baya zor olacak, hem benim için hem de onlar için..
Olayın bir başka boyutu daha var. Tayinimin çıktığı okul şimdiki evimize çok uzak. Ev alma niyetimiz vardı. Bunu için ev arayışlarına başladık. Eşimin ve benim iş yerlerimize yakın bir yerlerden ev arıyoruz. İnşallah gönlümüzdeki gibi, içimize sinecek bir ev bulabiliriz. Yani kışın ortasında bir taşınma işiyle karşı karşıyayız.
Yani bu aralar sevinç, üzüzntü, heyecan, şaşkınlık ve karışıklık duyguları içerisindeyim. Bakalım hayırlısı....

3 yorum:

Nedret dedi ki...

Annem ilkokul öğretmeniydi. Hasta olduğunda istirahat bile alamazdı.
Ailece onun işlerine yardım ederdik.
Çocuklarının hikayelerini anlatır ağlardı bazen. Kimi giydirilir, kimi doyurulur. Kiminin annesi fahişe, kiminin babası katil. Of ki of.'' Bunların içinde ne pırlanta gibi akıllı çocuklar var ama ziyan olup gidecekler'' diye çok üzülürdü.
Allah kolaylık versin, ne diyeyim.

Burcu dedi ki...

hayırlı olsun yeni okulun öğrencilerin ve ortamın :) arkadaşlıklar asıl şimdi belli olur canım ortam değişsede yanında olabilmektir dert etme alışırsın her yeniye :) nelere alışmıyoruz ki şu hayatta ayrıca gönlünüze göre bir eviniz olur en kısa zamanda inşallah :) sevgiler güel haftalar canım...

mügepolat dedi ki...

Burcu,iyidileklerin için teşekkür ederim. Yenilikler heyecan verici tabi ki, ama dediğin gibi eski güzel değerlere sahip çıkmak da gerek. Bakalım zaman gösterecek..